Edebiyatın Sokakları

Sokak odamızdan, evimizden, apartmanımızdan hayata açılan yeni dünya… Bizim dışımızda ama bizi tanımlayan, bizi biz yapan uzam… Önce bizi sınıflara ayırıyor sokak. Nerede olursak olalım sokağımızın bize yüklediği kimliği yaşıyoruz aslında ya da sınıfımıza uygun sokakları bulup bütünleşiyoruz onlarla. Daha nice tanımlanır bilinmez ama taştan, betondan, insandan, düşten, umuttan, kavgadan ve yıkımdan oluşan sokakların bambaşka görünüşleri vardır edebiyatın dünyasında.
Sahipsizliğin adıdır sokak…
Bir Noel ezgisinin kulakları doldurduğu, insanlara yeni şeylerin vaat edildiği bir günde küçük bir kız çocuğunun yalnızlığıdır sokak. Kim bilir belki de ilk sokak öyküsüdür Kibritçi Kız. Bir masaldan çok bir tragedyadır anlatılan. Kızın ölümü değildir trajik olan. Masalı asıl trajik kılan şey sokağın kalabalığına karşın çocuğun yaşam savaşı karşısında yapayalnız kalmasıdır. Sığınacak bir insan bulamayıp bir solukta sönen kibrit aleviyle beslenen düşlere sığınan küçük kız sokağın kalabalığına yenilmiştir. Kalabalık karşısında yenilen nice insan var sokakta. Sahiplenmeyi bekleyen nice insan…
Oyun yeridir sokak…
Çocukluğun diğer adıdır. Çocuk ve oyun sokakta buluşur. Pal Sokağının çocuklarını da bir sokak var eder. Budapeşte’nin yoksul semtlerindeki çocukların büyük bedel ödemeye varan acı oyunlarının adıdır Pal Sokağı. İki çocuk çetesinin oyunudur söz konusu olan. Savaştır oyunun adı. Sadakat, kahramanlık, cesaret ve büyüklerin dünyalarından taşınıp getirilen birçok şey vardır bu oyunda. Oyunun hedefi ise kendilerine ait olmayan boş arsayı ele geçirmektir. Çocuklar okuldan ya da evden çıkıp kendi arsalarında buluşmayı ve kendi kurallarına göre oyun oynamayı sabırsızlıkla beklerler. Onlar için hayat sadece orada anlam kazanır. Kimsenin onlara öğretecek bir şeyi yoktur. Yalnızdırlar. Kendi başlarına bir hiyerarşi, olası bir dünya inşa etmek ve sorumluluğunu almak zorundadırlar. Çevresine, her şeyden önce de kendilerine cesaretlerini kanıtlamaları gerekmektedir. Nemescek, Boca ve diğer çocuklar oyuna yepyeni bir gerçeklik kazandırırlar. Yaşamın provasını yaparlar orada. Küçük Nemescek’in ölümüyle sona erer savaş. Ancak kazanan kimse yoktur çünkü uğruna savaşılan arsaya bina yapılacaktır. Kaybeden çocukluğun oyun alanıdır.
Yalnızlığın adıdır sokak…
Vakit gecedir. “Kimsesiz bir sokak ortasında” korkularla sarmaş dolaş bir yalnızlık “kaldırımlar”ın serin taşlarına sinmiştir. Korkuyla yalnızlık çoğaltırlar birbirini. Sokağın bütün göstergeleri korku ve yalnızlık duygusunu destekleyecek şekilde sunulur: karanlığı, karanlıkta akan fenerleri, sessizliği, “göklerin kül rengi bulutları” ve “evlerin bacalarını kollayan yıldırımları” ve daha niceleri.
Gösteri yeridir sokak…
Yalnızlığın duvarlarının parçalandığı anda ortaya çıkar. Söylenecek sözü olanların söz korosunu kurduğu anda başlar. Binlerin BİR olduğu bir gösteri yeridir sokak. “Çıkmışım bir dalgadan, vurmuşum sokaklara…” Doldurur sokakları insanlar. Oysa sokakta sözü olan yoktur yalnızca. “Sokakta tank paleti / Sokakta düdük sesi / Sarı sarı yapraklarla dallarda / İnsan iskeletleri…” İster bir karnaval olsun, ister bir hak arama ya da onaylama; geçmişten günümüze dünyanın tüm sokaklarının diğer adıdır gösteri. İddialı olduğu kadar bir bedel ödeme yeridir de sokak. Tarih sokakta yazılır. Tarih Tahrir’dir( ).
“Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk / Gece trenlerine binme kaybolursun / Sokaklarda mızıka çalma çocuk / Vurulursun..”
Bir buluşma yeridir sokak…
Tecer, Köşebaşı oyununda birçok insanın öykülerinin buluşma yeri olarak seçer sokağı. Onca insana rağmen bir sokağın öyküsüdür Köşebaşı.
Ve sokak çocuklarını doğurur…
Kimsesizler için aidiyet duygusunun yaşandığı yerdir sokak. Ve bir yerlerde var oluşları gereği ana babaları olan kimsesizlerdir sokak çocukları. Sokakta kalan artık sokağın çocukları ve “Allahın Askerleri”dir. Kimsenin sahip çıkmadığını sahiplenir sokak.
Nobel ödüllü Midak Sokağı’ndan düşsel Perçemli Sokak’a kadar daha nice sokaklar vardır kim bilir: Adı sanı duyulmamış, ozan diline düşmemiş ya da unutulmuş. Aklımızda kalanları yad ettik bu yazıda ya da aklımızdan çıkmayanları…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Posts