“Acı çekmek ile mürekkebinin olmaması aynı mı?”
Dedi içimdeki şair.
“Mürekkep kanla aynı mı?”
Dedi içimdeki asker.
“Kan şarap ile aynı mı?”
Dedi içimdeki sufi.
“Bilmiyorum” dedim ben,
“Fakat ben yalnız mürekkep ile sarhoş oluyorum.”
Ellerimi unuttum
Birini Rumeli’de
Ötekini Anadolu’da.
Sana sarılacak
Bir şeyim kalmadı.
Küçük bir ot parçası
Çıktı kaldırımdan
Orda, Boğaz’ın yanında.
Gözlerde, gözbebeklerinin yerinde,
Bir İstanbul’un
İki yarısı.
Uzandım Boğaz’ın üzerinden
Boğaz köprüsü gibi.
Çökmek zorunda kalırım
Günün birinde,
Fakat bilemiyorum
Dalgaların beni hangi kıtaya
Götüreceklerini.