Anadolu’nun Manevi Sultanı Ebû Eyyûb El-Ensârî
A.Ali Ural
İnsan hayatının bir bölümü beklemekle geçer. Kısa ya da uzun bekleyişleri olur insanın. Beklenen gelir ya da gelmez. Bekleyen beklediğinin şuurundaysa her ânı anlamlıdır. Zira beklemek, beklenene göre değer kazanır. Peygamberi bekliyorsa insan gözüne uyku girmez. Her sabah kilometrelerce yürür bekleneni karşılayabilmek için. Ne insan dışında bir iletişim aracı vardır ne beklemekten başka çare. Ebû Eyyûb el- Ensârî, yeni bir günün heyecanıyla yine tepelere tırmanıyor. Müjdeyi o duyuyor herkesten önce: “Muhammed’in kafilesi geliyor!” Kabilesine koşuyor hemen. Başta reisi olduğu Neccaroğulları olmak üzere bütün şehri ayağa kaldırıyor. Kadın, erkek, çocuk, ağaç, rüzgâr, bulut eksiksiz katılıyorlar karşılamaya. Defler coşuyor. Beklenen ay doğuyor veda tepelerinden. Çocuklar en güzel çığlıklarını o an atıyor, kadınlar en masum gözyaşlarını o an döküyorlar. Erkekler O’nu hanelerine davet edebilmek için devesinin etrafını sarıp ellerini uzatıyorlar.
Hz. Peygamber tercihi hiçbir haneyi hüzünlendirmesin diye, devesi Kasvâ’yı serbest bırakıyor. Nereye çökerse orada inecek. Kâsva yürüyor, merak içinde herkes. Hangi evin yanından geçse bir vaveyla kopuyor, hangi yola girse kutsal bir neşe. Ve çöküyor Kasvâ kalpleri titreterek. Ve bir an durup, kalkıyor tekrar çöktüğü yerden. Gaipten bir ses duymuş gibi birkaç adım daha atıyor. Ebu Eyyûb el- Ensârî’den yana koyarak tercihini, hanesinin önünde yeniden çöküyor. Kasvâ’nın hikâyesi uzundur ve tesirli. Hicret bineğidir Kasvâ Hz. Peygamber’in. Mâide suresi bu devenin üzerindeyken inmiş, Mescid-i Nebevî onun çöktüğü yerde inşa edilmiştir. Kaza umresinde yine Kasvâ’yı görürüz. Mekke’ye girerken yularını Abdullah bin Revaha tutmuş Hz. Peygamberi öven şiirler okumuştur yüksek sesle. Veda hutbesinde onun üzerindedir Nebî; kürsüsü olmuştur insanlığa hitap ederken. Çok hızlı koşan bir binektir Kasvâ. Hz. Peygamber bir kimseyi acil olarak bir yere göndermek istediğinde Kasvâ’yı vermektedir ona.
Deve kimin kapısına çöktüyse görevi o üstlenecektir. Kasvâ’yla olmasa da Kasvâ’nın gölgesiyle yol alacaktır Ebu Eyyûb el- Ensârî. Bedir, Uhud, Hendek, Hayber, Mekke’nin Fethi, Huneyn,Tebük… Nerede yükselirse sancak-ı şerîf, oradadır. “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” (Bakara,195) âyeti, ona göre Allah yolunda savaşmayı işaret etmektedir. En büyük tehlike bir insan için savaşa gitmek değil, geri kalmaktır ondan. Bu yüzden Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer zamanında da savaş meydanlarında görüyoruz Mihmandar-ı Nebî’yi: Suriye, Filistin, Mısır ve Kıbrıs… Evet Kıbrıs! “Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır ve onu fetheden ordu ne güzel ordudur,” demişse Hz. Peygamber, mutlaka fetholunacaktır İstanbul. Yaşı sekseni aşsa bile Ebu Eyyûb el- Ensârî, asla ihtiyarlamayacak, at binip kılıç kuşanacak, Resulullah’ın kabrinde dualar edip soluğu İstanbul surlarında alacaktır. İstanbul, Allah’ın en güzel şehri. İstanbul, gülümsüyor Medine’ye yüzyıllardır.
Türkler, Eyüp Sultan adını vererek ona Anadolu’nun manevi sultanının kim olduğunu bütün dünyaya ilan ettiler. Bu toprakların hangi değerlerle vatan olduğunu kurt kuş herkes öğrensin istediler. Osmanlı padişahlarının kılıç kuşanma merasimini Eyüp Sultan Türbesi’nde yapmaları sadece muhabbetin değil o muhabbetin dönüştürücü gücünün de işaretidir. Türkler ellerindeki kılıcın Hz. Peygamber’in kılıcı olduğunun bilinciyle savaşlarını diriltici ve dönüştürücü bir insanlık eylemi kılarak yeryüzünde adaleti tesis ettiler. Doğduğunda bebeklerini, sünnet olduğunda çocuklarını, evlendiklerinde gelinlerini, yakınları öldüğünde cenazelerini Eyüp Sultan’a getirdiler. Aşk olsun Türklere! Aşk olsun Eyüp Sultan’a!
Karabatak, 69. Sayısıyla Eyüp Sultan’ı ziyaret etti makamında. Bu ziyarete ilim ve sanat ehli yazıları ve şiirleriyle katıldılar. Başta bu manevi ziyaretin gerçekleşmesinde ev sahipliği yapan, Eyüp’ün kültür hayatıyla özdeşleşen ismi İrfan Çalışan Beyefendi olmak üzere mürekkebin hakkını veren bütün kıymetli kalemlere teşekkür ediyoruz. Karabatak yine büyük bir kültür şöleni hazırladı. Şairi, yazarı, akademisyeni, grafikeri, ressamı, fotoğrafçısı hünerlerini birleştirdiler bu şölen için. Kültür ve sanat hayatımız Eyüp Sultan ziyaretimizle bereketlensin. Karabatak bir kere daha derinlerden çıkıp gökyüzüne yükselsin. Amin.







Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.