İkinci Çıkış
Karabatak’ın selamı cevapız kalmadı. Okuru coşkulu bir merhabayla karşılarken onu, özlemle beklediğinin işaretlerini verdi. Omuzumuzdaki ağırlığı artıran bu karşılamanın ardından derin bir nefes alıp tekrar daldık lacivert sulara. İki ay iki nefes gibi karıştı birbirine ve Karabatak’ın ikinci çıkışı zamanın en anlamlı kesitlerinden birine denk geldi: Kutlu Doğum’a. Varlığını her şeyden önce güzelliğe borçlu sanatın “Güzel”i unutması şüphesiz paradokstu. Geleneğin söz sahipleri “Güzel”i selamlamadan başlamazlardı söze. Çoğu zaman bununla da yetinmez, “Güzel”in semaya yükselmesini ve mucizelerini anlatmadan dudaklarını kıpırdatma hakkını görmezlerdi kendilerinde. Mesnevi ve divanların başındaki “Naat”, “Mirac” ve “Mucizat” bölümleri bu duyarlığın altın taçlarıydı. Fakat gün döndü, gemi battı, hazine ancak balıklara saçtı ışığını. Her şeyden söz eden edebiyat O’ndan söz etmez oldu. Nefesler daraldı, şiirler pörsüdü, sözün bereketi kaçtı. Karabatak, ikinci dalışında bu hazinenin üzerinde kanat çırpma bahtiyarlığına erişince aydınlığı okuruyla paylaşmayı görev bildi. Mehmet Akif Tunç’un “Sudan İnci Elde Eden Simya”sını sözü dirilten heyecanın naçiz bir armağanı olarak dikkatlerinize sunuyoruz.
Karabatak, bilge şahsiyetler nefes versin istiyor röportajlarına. Ülkemizin nadir değerlerinden biri olan Ayşe Şasa Hanımefendi’yle Zeynep Ural’ın yaptığı samimi söyleşinin yalnız bugüne değil gelecek zamanlara da ışığını düşüreceğini umut ediyoruz. Yusuf Kaplan ve Nihat Dağlı’nın yazıları ve röportajdan haberdar olan birçok güzel insanın sözleriyle katıldığı bir ruh şehrâyini olarak da tanımlayabiliriz Ayşe Şasa etrafında oluşan haleyi.
İkinci sayımızın ilgiye değer yazılarından biri de Mehmet Sabri Genç’e ait; “Kadavra Nakli”. Yüz nakillerinin gündemde olduğu şu günlerde Genç, kadavralaştırılan insana dikkatlerimizi çekerek ezberimizi bozuyor ve yeni bir insan resmi çizmeye zorluyor bizi. Edebiyatçıların farklı yönlerini ortaya çıkaran bir mektup dosyası da bu sayımızın cevherleri arasında yer alıyor. Naime Erkovan, “Mektubun Halleri” isimli denemesinde Mark Twain’den Fernando Pessoa’ya, Ziya Osman Saba’dan Ömer Seyfettin’e ilginç mektupları bir araya getiriyor. Karabatak’ın tiyatro ve sinema sayfalarında göz dolduran yazılarıyla Hüseyin Sorgun ve Faysal Soysal’ı ağırlamaya devam ettiğini de söylemeliyiz. Sorgun “Muhsin Ertuğrul’un doldurduğu ‘boş koltuk’”a projektörünü çevirirken, Soysal, “Nadir mi Simin’den Ayrıldı Simin mi Nadir’den” başlıklı yazısında İran sinemasının şiirli sokaklarını adımlıyor.
Sayfalarını yalnız edebiyata değil, güzel olan bütün sanatlara açan Karabatak’ın bu sayısında Nuriye Akman’ın gözüyle Vincent van Gogh sergisini gezmeye çağırıyoruz sizi. Fakat gezeceğiniz yer bununla sınırlı değil. Şehri de dolaşmalı, çünkü gözden düşen ilk şehir, yaşadığımız şehirdir. İstanbul’umuzu unutmamak ve ona yeni bir ışıkla bakabilmek için İstanbul’dan adlı köşemizde Rahşan Tekşen’le İstanbul sokaklarını dolaşıyoruz. Fakat İstanbul tek başına bir dünyaysa da yeryüzü geniş. F. Hande Topbaş rehberliğinde Kenya’ya gitmeye ne dersiniz? Afrika denince aklımıza gelen bütün resimleri silip, iki dünyanın çarpışmasına tanıklık etmeye… Karabatak’ın görsel yönetimini üstlenen grafik sanatçısı Sedat Gever’in “aşırı doz”daki foto manipülasyonuna isterseniz F. Hande Topbaş’ın yazısını okuduktan sonra bir kere daha bakın.
Bu sayımızda yirmi üç şiir, altı öykü, on bir deneme var. Fakat ne önemi var sayıların! Edebiyatın irtifasını yükselttiğini düşündüğümüz bu metinleri okurlarımızın keşfine açmak heyecan veriyor bize. Hele çeviri şiirler arasında bir şiir var ki ayaklarımızı yerden kesiyor. İlyas Aslan’ın daha büyük adımlara vesile olmasını umduğumuz eşsiz çevirisi, Hallac-ı Mansur’un mısralarını bugüne taşıyor. Aslında her şiirin başka şiirlerle kan bağı var. Geçmişi geçmemiş yapan da bu belki. Yahya Kurtkaya’nın “Şiirlerarası İlişkiler”yazısı bu bağlamda önemini artırıyor.
Karabatak’ı bir sayfada anlatmak mümkün değil. Susmanın zamanıdır. Okurun sayfalar arasında yürümesinin zamanı.







Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.