ÂKİF İSTİKLAL MARŞI VE KUDÜS
A.Ali Ural
Zulüm yeniden hortladı ve İsrail Kudüs’ü yerle bir ettiğini sandı. Kudüs gökle birdir halbuki. Gökten hilal silinmedikçe bu bütünlük değişmez. Ebedi bir mühürdür o her coğrafyanın üzerinde. Hilal dediğimiz zaman bayrak, bayrak dediğimiz zaman Mehmed Âkif, Mehmed Âkif dediğimiz zaman İstiklal Marşı, İstiklal Marşı dediğimiz zaman aklımıza Kudüs geliyor. Kudüs’le İstiklal Marşı’nın ne ilgisi var, diye sakın sormayın. İstiklal Marşı’nın yalnız Kudüs’le değil yeryüzünün bütün mazlum şehirleriyle ilgisi vardır.
“Mehmed Âkif ve İstiklal Marşı” sayımız matbaaya gitmek üzereyken zulüm hortladı ve biz Âkif’in bir hatırasını yad ettik: “Birinci dünya savaşında bir aralık Viyana’da idim, baktım devamlı kilise çanları çalıyor, bir sürü adam ellerinde mum bağırıp duruyorlar. Eh, dedim muhakkak müttefikimiz Avusturyalıların ordusu büyük bir zafer kazanmış olacak. Hemen otelden dışarıya çıktım, önüme gelen birine sordum: ‘Bir zafer haberi mi var?’ diye. O adam hemen ‘Zafer de söz mü? İngilizler müslümanlardan Kudüs’ü aldılar. Şu dakikada general Allenby Kudüs’tedir. Artık İsa’nın doğduğu şehir haça kavuşmuştur,’ dedi.” Âkif, Tevfik Fikret gibi “Milletim nev’i beşerdir, vatanım ruy-i zemin,” diyenlere öfkelenir, bu hatırasını naklettikten sonra “…Milletin nev-i beşer, vatanın ruy-i zemin,” öyle mi? bu yalana inanırsan ne vatanın kalır, ne ruy-i zemin,” derdi.
“İnsan” kelimesini sadece kendi ırkına layık görenlerin zulmünden çok çekti dünya. İsrail’in Filistin’deki vahşetinin sınırları öyle bir noktaya vardı ki bunu ne dinle, ne siyasetle, ne de işgal zihniyetiyle anlamak mümkün değil. Tarihi bir kinle karşı karşıya müslümanlar ve uyanmadıkları takdirde aynı akıbetle karşılaşacaklar. Doğrusu uyanmak ve uyandırmak kelimeleri de Âkif’in kelimeleridir. Yalnız şiiriyle değil nesirleri ve konuşmalarıyla da uyandırmaya çalışır Âkif. Bakın insanlık için çalışmayı nasıl açıklıyor o: “Bir müslüman için insanlığa hizmet, mazlum ve esir islamlara yardım etmekle, onları uyandırmakla başlar. Bunlar esirlikten kurtulmadıkça insanlık diye bir şeyin olabileceğine inanmak budalalık olur.”
“Mehmed Âkif ve İstiklal Marşı” dosyamızda D. Mehmet Doğan, “Bin Yılın Destanı Yüzüncü Yaşında: İstiklâl Marşı ile Bir Asır” ve “Zamanı Aşan Bir Şiir: İstiklâl Marşı”; Hasan Akay, “Mehmed Âkif’in Zamanı: Müstakbel Şimdi!..”; Ertuğrul Aydın, “Mehmed Âkif Ersoy ve Sebilürreşad Dergisi”; Muhammet Enes Kala, “Manevi Cephenin Öncüsü Mehmed Âkif ve İstiklâl Marşı”; Mustafa Köneçoğlu, “Öteki Medeniyetten Ötelenmiş Âkif’e”; Ercan Yılmaz, “Âkif: İsrafil’in ve Cebrail’in Adamı”; İsmail Aydın, “Boğazın İki Yakası”; Şafak Çelik, “Süleymaniye Kürsüsü’nden İstiklal Marşı’na”; Ünal Çelik, “Matem Şairin mi Bülbülün mü Hakkı?”; Ali Sürmelioğlu, “Ey Cemaat-i Müslimîn -Vaazları Özelinde Bir Mehmed Âkif Okuması-”; Hümeyra Yabar, “Mehmed Âkif Ersoy’un Kişilik Tahlili”; Bünyamin Demirci, “Edebiyatın Vatanı”; Feyza Kartopu, “Birbirinin Üzerine Düşen İki Gölge” ve Serhat Demirel, “Adı Âkif’ti!..” başlıklı yazılarını kaleme aldılar.
Elli altıncı sayının röportaj konuğu Necmettin Turinay. Şule Kala’nın sorularını cevaplayan Turinay, hikmet sahibi bir edebiyatçı olarak şahsi serüveninin yanı sıra Mehmet Âkif’le ilgili tespitlerini Karabatak okurlarıyla paylaştı. Projektör bölümümüzde ise öznel bakışıyla anılarını deneme vadisine taşıyan Sare Çizmecioğlu var.
Edebi eleştirinin kıymetli ismi Ömer Lekesiz, bu sayı Mehmet Babalıoğlu’nun ilk öykü kitabından hareketle, “Bazen Çok Şey Söylemeden Anlatırlar Her Şeyi,” adlı yazısını kaleme aldı. Hüseyin Su’nun da bir üçleme olarak yazdığı yazılarının sonuncusu bu sayımızda yer alıyor. Hasan Akay ve Ali Ömer Akbulut da denemeleriyle Karabatak’ın irtifasını yükseltmeye devam ettiler.
Şairlerimiz, Şafak Çelik, Ali Seyyah, Hasan Akay, Meryem Kılıç, Sümeyra Yaman, Sevgi Yerlioğlu, F. Nuriye Torun, Nurten Yalçın, Belkıs B. Şimşek, Yasemin Zengin, Nurgül Uçar, Çiçek Demirci, Hüseyin Akın, Ayşe Sevim, Cafer Keklikçi, Mustafa Uçurum, Bahaddin Tuncer, Fatma Büşra Türkcan. Öykücülerimiz ise Bünyamin Demirci, Ayşe Sevim, Bengisu Gülşen, Sümeyra Yaman ve Sadık Koç.
Kitap bölümümüzde Sümeyra Yaman “Geçkin Akşam Ahalisi”ni, Leyla Turan “Kırk Dakika Koridoru”nu, Rahşan Tekşen “İberistan”ı, Saliha Şahin “Beyaz Giymek”i, Esra Özce “Uçurumda Bir Gömü”yü, Berrin Erdoğan “Garavu”yu, Ali Murat Binark “İncirli Zeybek”i ve Esin Esen “Siyah Yıldız”ı değerlendirdi.
Hande Topbaş gezi; Derya Özer tiyatro sayfalarımızda yer alırken Sabahattin Kayış, Ertan Ayhan Sertöz, Ayşe Ural ve Sedat Gever görsel sanatlarıyla dergimize her zamanki gibi renk kattılar.
Karabatak, elli altıncı kez havalandı.







Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.