Misket

Çıt… Çıt… Çıt…
Üç kere sekti misket mermerin üzerinde. Sondan üçüncü basamağa misketi hafifçe bırakıp diğer ikisinden inmesini izliyordu çocuk. Elli belki de daha fazla… Bir terapi gibi yapıyor çocuk bunu. Bir, iki, üç… Ya mermer kırılacak ya misket.. Ele iyi oturması için misketi eskitiyor diye düşündüm önce. Annesine küsmüş olabilir, belki de hiç arkadaşı yok. Dizindeki yara eski fakat kanamasından az önce kurcalandığı belli. Çocuk misketin sesini dinliyordu…
Çıt… Çıt… Çıt…
Bir, iki, üç…
Toprağa dokunmayı özledim. Dizimi dayayıp yere, taş ile eşelediğimiz çukura misket sokmak için çabalamayı özledim. Asfalt üzerinde misket seker, nasıl oynasın çocuklar. Toprak, düşsen kanatır ama kırmaz. Şimdiki çocukların topları ya da misketleri yok. Erken yatacak kadar yorgunlukları yok! Kuş seslerini duyacakları ağaçlar piknik alanlarında. Yol kenarındaki ağaçların kendine faydası yok. Binalar bizlerden hızlı büyüdüler. İnsanlar çok gözlü devleri toprak ile doyurdular.
Misketim mermerde üç defa sekti…
Kırıldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Posts

Oyun-Cak!..

Kumdan kaleler yapmak gibidir bazen, oyun… Muhkem bir inşaatın temellerini atıyor gibisindir. Kalıplara kumu doldurur, bir güzel baskılar…

TÜNEL

Ağabeyime Ah; bu sabah, bu sabah!Bu esen gece renginde.Ağaçların arasını açıyor gökyüzüyle.Gözlerim yerinde sayıyor. Yemekler kısık ateşte,Ekmek taşın…