engin turgut’a
papatyaları seviyormuş kendini işitmeye başladı
sağırmış evvel ceketinin kolu dirseğine ancak geliyor
özlemiş illâ ki ya Kastamonu diyor yahut Silistre
kaybolmak unutmaktır nihayetinde gelinmiş bir yolu
bilmesini istediğimi bilmesini istiyorum en çok
ruhu ütüsüz ve buruşuk dolaşmaktan pek hoşlanmıyor
hadisin hikmeti ile yaşıyor o dün ki bu dün’dür
Davut’taki demir Süleyman’daki balık O belki de
tek kişilik memleket ya hak ya hâyyül kayyum
sanki mazhar ve tecelligâh olmuş bir yadigâr burda
halkı kin ve nefret yolu ile aşk’a teşvik için egemen
keyfiyet varken değil mavera hele ki mazi hiç değil
bazen lâmelif bazen yalnız elif bazen de vâv
O taş bağrı ile söylüyor anca O taş eli ile veriyor
kederimi saklayan yed’i beyzâ bir katre-i matem
belâ’yı meşk ile aşinadır eşcar-ı bağ hırka-i tecrid
kul için yegâne ilah ve şirk’ten temizlenmiş de O
tavizsiz bir tebliğ ve infak hasreti ile kavrulan ashâb
bir oğul hem mukabili red konuşan bir deniz ağacı
el vermezdi ki yaralarımı rüzgâr da serinletse idim
tenime diktiği gömlek Madımak Oteli sanki yanmış
kasıklarının harman yeridir Kafkasya bir çöl azabı
çiğnedi idi vicdanımı kelimelerin vefasız dişlisi
göğü kirlendikçe ağzımın kırlangıçları Manukyan
beni ben’de öldür ve kendinde ebediyen diri kıl
bir kurban daha istersen kararlıyım seni vereceğim
arındırdım soframın bereketi şer’di haram dediler
iyi niyetimdi murdar edilen kaplan tebdil-i sûretim
her boşluğun şakağına dayadımdı ölü bir mermi
öyle uçtumdu dışıma martı giydirdiler 9 kat 9 kere
çatlamış gözlerinde bulduğum aynalardı bir önce
kalbimi üstüne düştüğüm o kör jilet ile gömdüm
bana sığmıyor bu delilik say ki Ferhat’a biât ettim
yen içinde kaç kolun birden kırıldığını öğrendim
dağları delen biri olacak iken üzerime yıkıldı dağ
uzanıp su çekmeyi hayâl edecek kadar bulutlardan
hayatüs sahabe ve delailül hayrat okuyarak geldim
ezel ebed külli nefsin ki sadra şifa hâl zuhur etmez
tasavvufta ehli ol Hak’kın didarını gör ilâhi ifşâ
ahsen-i takvim esfel-i safil ve havf ile rızası hilaf
günahkâr hem masumdur belki komünist ve şair
Allah Gafûr’dur rahîm’dir Allah Vâsi’dir alîm’dir
öyle baktı ağlayacak bir omuz benim için Süphan
icâr değil mülk gibi gözüm kulağım kadar Şükran.