Ağabeyime
Ah; bu sabah, bu sabah!
Bu esen gece renginde.
Ağaçların arasını açıyor gökyüzüyle.
Gözlerim yerinde sayıyor.
Yemekler kısık ateşte,
Ekmek taşın göbeğinde soğuyor;
Şairlere gebe ıslak taşın.
Öpüp alnıma tutuyorum.
Söyleyin; öpsün, kutsasın beni.
Sözlerimi Allah’a ısmarlıyorum.
İyi biliyor ağbim; “Ekmek ne demek?”
Uzatıyorum,
Alıp çaya banıyor.
Selamlayıp hakkını alıyor bir kedi.
Taşın fidanı doğacak bir gün.
Bir şairin dizesine sinecek.
Bir şairin, bir şairin…
Sesi kuşlara yem yapılacak bir şairin
Suya verilecek kâğıttan elleri.
Duaya sadece balıklar katılacak:
Rabbim!
Rabbim, ah!
Çocuklar topsuz kalmış bu sabah.