TUZAĞA DÜŞÜRÜLMÜŞ AY

Meliha’ya…

okyanusun dibindeki kayalardan sabahın buğusundan
altın sular çiçek bağları ve yıldızlardan parça parça kopup
çekildi ay kalesine
ağırlaşmış gövdesiyle gördü güneşin atlıları solduğunu
parmaklarının ucundan döküldü acı saltanat şehvet dolu kadeh düştü

ormana karanlık gökyüzünden ay düştü
nemli kahkahalarını işitince ölüm büyücüsünün
titreyip kurtuldu çığlıklarla pençelerinden kıl payı
kalbini deşmek için zehirli tırnaklarıyla

fırsat kollamıştı can çekişirken karanlık kuytularda
bir punduna getirip ergen kalbini kösnül duygularla kanatmak
ve içmek için büyücü bembeyaz şakırdayan kanını
kırpmadan geceler boyu korkunç gözlerini

kurtların çılgına dönmüş morarmış dudağında
ürkmüş tenini ayın satire özgü ihtirasla düşledi
dipsiz bir vadiydi yokluktan ormanın içinde gizlendiği
kuzgun kanatlarını çırptı ve gitti ay garip sesler bırakıp

dünyada açıkça görünmedik bir yerdi biçilmiş cennet
öyle değil cehenneme uzanan acı bir ötüş vardı
derin ıssızlıktan kaçıyordu kırlangıç
az ilerde düşen kuş ele verdi otların kökündeki düşünceyi

hüznünün ışığıyla ayın titreşti yıldız böcekleri
incecik boyunlu kara bir kuş çırpınırken korkunun üstünde
kanatlarla silindi fikir ölümdür ağaçlarda yüzen görkemle
hayır bir şey vardı gizlice ölmekten üstün

çığlıklar erimeden bomboş sessizlikte vadinin hayaletimsi diplerinde
delirmiş bir kuş uçtu alevlerin üstünden
pul pul çiğli gözlerinden aktı sımsıcak kül
incecik boynuyla kara bir ay düştü ıslak tüylerinin içinden

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Posts

BAHÇE

bu bahçeye girince yaşlanıyor insanerguvanı morartan rüzgârı beyaz atınağaç kabuklarında kaynayan karıncalarmermere kazılan harften sıçrayan yağmuryüzleşiyor arkasından konuşan…

KUM SAATİ

Kum dönüyorTecil edilen işlerin yeşil suyuKaysılanmış yüzünde larvaboynunda yaldızlı yularımutlak saklanmalı bir nüsha Dönüyor kapılarYemek fişleri, toplantı notlarıTayyör…