Geçerken bu dünyadan sessizce erdemli insanlar
Fısıldarken ruhlarına gideceklerini
Kederli bazı dostlar “işte son nefesini veriyor”
Bazıları ise “hayır, daha değil” diyor
Eritelim kederimizi içimizde sessiz sedasız
Ne sel olmuş gözyaşı ne de dinmeyen kasırga
Günahtır göstermek sevgimizi
Aşk ehli olmayanlara
Yıkar bir zelzele, korkutur
Anlamaya çalışır insan ne olduğunu
Oysa gezegenlerin titreyişleri
Daha şiddetli olsa da masumdur
Bedenlerine mahkum olanların
Aşkları kaldıramaz ayrılığı
Çünkü alır götürür ne varsa
Aşka dair aşkın içinden
Oysa biz, o saf aşkımızla
Kendimizin dahi anlamadan
Bağladığı uslarımızla pek umursamayız
Gözlerimiz, dudaklarımız ve ellerimizi
Birdir bizim ruhlarımız
Kopmaz senden uzak düşsem de
Genişler aksine altının dövülüp
Hava kadar incelmişcesine
Bir olmasaydı da ruhlarımız
İki ayağı gibi bir pergelin
Senin ruhun yere sağlam basanıdır
Ancak diğeri dönünce dönen
Tam ortada dursa da ruhun
Ben uzaklara gidince
Eğilir kulak verir ardımdan
Ve dimdik olur her dönüşümde
Sen de öylesine benim
Bir diğer ayağımsın dönerken,
Sağlam duruşunla bu çember
Başladığım yere beni döndüren