Ne bilsindi değerini, diyor Max amca
zaman denen mefhumun
koluna değil de saati bir makinaya hapseden
modern çağın bedbaht insanı…
Peki aklından zoru mu vardı,
yakalamak için zamanı
dört saat taşıyan Max amcanın
Ne diyeydi göze sokmak bu kadar saati
-ama sakın unutma
saat değildi akrepsiz yelkovansızsa-
her yüksek kulede illa bir saat,
duraklarda vakitsiz bir gerisayım
tek beklediği Max amcanın, otobüs değil ki
ne diyeydi bunca işkence?
Max amca amma çok yürür,
ama sorardı hatrını ayaklarının
çok uzakta olsalar da
en yakın dostuydu
bir yelkovan bir akrep.
Hem saklanıp gardroba
hem korkan karanlıktan
bir çocuk gibi
böyle kaçıyordu Max amca
saatlerden, akrepsiz yelkovansız.
…